25 Şubat 2010

QUEEN ELİSABETH Kurabiyeleri


Bu kurabiyelerin ismi de kendileri kadar güzel.. Tarifimi de Tuz biber dergisinin "Kurabiyeler" etkinliğine gönderiyorum..
Bugüne kadar aldığım en tuhaf tariflerden biri.. Tamam içinde her kurabiyede olduğu gibi un, yağ ve yumurta var.. Ama bu kurabiyelerde bir gr şeker yok! Yine de nasıl güzel bir tatları var... İşin sırrı içine koyduğunuz damla çikolatalarda ve aromatik siyah çayda..
Tarif bir önceki babaanne kurabiyelerini aldığım komşum Rezzan'dan; o da yine bir komşumuz olan Necla teyzeden almış.. İçinde hiç şeker olmadığından benim gibi çok fazla tatlı sevmeyenler için ideal bir kurabiye.. Ama lezzeti konusunda hiçbir tereddütünüz olmasın çünkü ben kurabiyeyi yediğimde içinde şeker olmadığını kesinlikle anlamamıştım. İçindeki çay konusu ise daha da ilginç. Hatta tarifi aldıktan 2 hafta kadar sonra ilk denememi yaparken emin olamayıp Rezzan'ı bir daha aradım ve siyah çayın gerçekten toz halinde konduğundan emin oldum.. Bana kalsa iki tatlı kaşığı demli çayı içine döküverecektim:) Yani lütfen şaşırmayınız çayı hamurun içine toz halinde koyuyorsunuz..Ama mutlaka kaliteli aromatik bir çay kullanın.. Tomurcuk ya da Earl grey filan gibi..
Queen Elisabeth Kurabiyeleri
Malzemeler
200 gr Un
140 gr Tereyağı ya da Margarin
2 Tatlı Kaşığı Aromatik Siyah Çay
1 Paket kabartma tozu
1 Yumurta
100 gr damla çikolata
1 Portakal ya da Limon kabuğu rendesi

Tarif
Un, Kabartma tozu, Siyah çay ve limon ya da portakal kabuğu rendesini bir kabın içinde iyice karıştırın. Oda sıcaklığındaki yağı, yumurtayı ve damla çikolatalarını ilave edip yoğurarak biraz sert kıvamlı bir hamur elde edin. Ben hamuru birkaç silindir haline getirip biraz buzdolabında dinlendirdikten sonra dilimler halinde keserek pişirdim. Elinizle toplar yapıp yassıltarak da pişirebilirsiniz..
Yağlı kağıt serilmiş bir fırın tepsisinde 175 derecede yaklaşık 15 dakikada üstleri hafifçe sararana kadar pişirip henüz ılıkken tel ızgara üzerine alıp soğutacaksınız.
Soğuduktan sonra bir kavanoza koyup 1-2 hafta saklayabilirsiniz.

05 Şubat 2010

Babaanne Kurabiyesi


Bugünün tarifi üst kat komşum Siray teyzeye ait. Kendisi 3 çocuk 5 torun sahibi bir süper babaanne olarak sanırım bu kurabiyeleri yüzlerce kez yapmıştır. Artık görevi gelinler devralmış. Ben de tarifi yine komşum olan Rezzan'dan aldım ama yapılışını Siray teyze anlattı. Siray teyzenin anlatımına göre kurabiyeler çok minik hazırlanmalı ve fırında mümkün olduğunca uzun süre tutulmalıymış ki kıtır kıtır olsunlar!
Ben kurabiyeleri geçen hafta yapmıştım ve kavanozun dibinde kalan birkaç tanesi bugün hala gayet kıtır kıtır ve lezzetliydiler.
Hamur oldukça yumuşak bir hamur ama içindeki yağ oranından dolayı minik toplar yapılabilecek bir kıvamı oluyor.Fırında şekilleri hiç bozulmuyor. Yani tepsiye dizerken çok fazla kabarma ya da yayılma payı bırakmaya gerek yok.
Babaanne Kurabiyesi
İşte Malzemeler:
500 gr Un (yaklaşık 4 su bardağı)
250 gr Tereyağı /Margarin (erimiş olacak)
1/2 kahve fincanı zeytinyağı
2 yumurta (oda sıcaklığında)
200 gr pudra şekeri
1 paket kabartma tozu
1 tutam tuz
2 yemek kaşığı sirke
2 yemek kaşığı kırık fındık
2 yemek kaşığı kırık ceviz
1 yemek kaşığı ıslatılmış kuru üzüm/kuş üzümü
1 limon kabuğu rendesi

Tarif:
Tüm malzemeleri elinizle ya da mikserin yoğurma çubukları ile karıştırarak yumuşak ama şekil alan bir hamur alde edin. Fırın tepsinize yağlı kağıt serip ya da yağlayıp tepsiye minik toplar halinde kurabiyeleri dizin. Fotoğrafı özellikle bir çay bardağının yanında çektim ki küçüklüklerini görün.. Küçük toplardan kastım yaklaşık 3 cmlik bir çapı olan toplar. Daha büyük olursa dışı kızarıp içi yumuşak olabilir.
Kurabiyeleri önceden ısıtılmış fırında 175 derecede 15 dakika kadar pişirdiğinizde üzeri kızarmışsa fırını kapatıp 10 dakika daha fırında tutun iyice kıtır olacaklardır. Ama her fırının pişirme süresi farklı olduğundan verdiğim süreler kesin değil özellikle ilk yapışınızda mutlaka kızarıp kızarmadıklarını kontrol edin ve yanmadan önce çıkarın:)

28 Ocak 2010

Bienenstich pastası


Yine Şubat Tatili ve bir yıl aradan sonra yine Bursa'dayız. Bu kez Beyaz bir Bursa karşıladı bizi ve İzmir'li bir aile olarak beyazlara bürünmüş şehir pek hoşumuza gitti. Annem yine çeşit çeşir yemek ve pastalarla bizi ağırlıyor. Dün beraber yaptığımız Bienenstich pastası klasik Alman pastalarından biri olup benim de blogdaki ilk mayalı hamur tarifim olacak. Almanya'da çeşitli tarifleri olmakla beraber orjinali mutlaka mayalı hamur ile yapılıyor. En önemli özelliği de üzerindeki Badem-Şeker-tereyeğı karışımı çünkü bu karışım fırında karamelize olup pastaya lezzetini veriyor. Ben henüz denemedim ama annemin söylediğine göre buzluğa koymak için çok uygun bir pastaymış. Dilim dilim dondurup kapalı bir kutuya koyarsanız 2-3 ay derin dondurucuda saklayabilirsiniz.
Bienenstich'in Türkçe karşılığı "arı sokması"... Bir pastaya neden böyle bir isim verildiğine ben de bir anlam veremedim. Wikipedi'den okuduğum kaadrı ile 1474 yılında Linz şehrine yapılan bir saldırı arı kovanlarının askerlerin üzerine atılması ve karşı tarafın askerlerinin arılar tarafından sokularak kaçmaları sayesinde geri püskürtülmüş. Şehir halkı da bu zaferi güzel bir pastayla kutlamış ve yapılan bu pastaya "Bienenstich / Arı sokması" adı verilmiş.. Bana pek inandırıcı gelmedi ama bu konuda başka bir bilgi bulamadım.
Tarif yıllar önce bir dergiden kesilmiş, hatta kenarları hafiften sararmış, sık sık kullanıldığı için de üzeri lekelenmiş. Çeşitli kişilerin el yazısı tarifleri, annemin daktiloda yazdığı bazı tarifler, gazete ve dergilerden kesilmiş çeşit çeşit tarif ile beraber annemin sarı mutfak dosyasının içinde duruyor.

Malzemeler
Hamur için
250 gr Un
5 gr Kuru Maya (Dr Oetker - Yarım paket)
40 gr şeker
1/8 lt ılık süt
50 gr Tereyağı
Bir fiske tuz

Üzeri için
50 gr Tereyağı
1 Çorba kaşığı Bal
75 gr Şeker
75 gr File Badem
1 Çorba Kaşığı Süt
1 Paket Vanilya Şekeri

Kreması için
3 Çorba kaşığı Nişasta
1/4 lt Süt
50 gr Şeker
1 Paket Vanilya şekeri
75 gr Tereyağı

Tarif:
Büyükçe bir Kasede Un ve toz halindeki kuru mayayı karıştırın. Şeker, Ilık süt, Yağ ve bir fiske tuzu da ilave edip hamuru makine ile yada elinizle yoğurarak yumuşak kıvamlı ama toplanan bir hamur elde edin. Bu hamurun üzerini kapatıp ılık bir ortamda 40-50 dakika bekletin. Bu süre sonunda hamur en az 1,5 misli kabarmış olmalıdır. (Eğer Hamur kabarmadıysa ya ortam ısısı uygun değildir ya da daha kötüsü kullandığınız maya bozulmuş olabilir.)Mayalı Hamur konusunda tecrübeliyseniz aynı hamuru 250 gr Un ve 20 gr yaş maya ile de hazırlayabilirsiniz. Ben daha kolay olduğu ve direkt olarak Una karıştırılabildiği için Kuru Mayayı tercih ediyorum. Hamurunuz kabarırken siz de üzerine sürülecek bademli karışımı hazırlayabilirsiniz. Bunun için tüm malzemeleri küçük bir tencereye alıp bir taşım kaynatmanız gerekiyor. Bu karışım biraz ılınıp Hamurunuz da kabardıysa 26 - 28 cm'lik kelepçeli bir fırın kabını yağlayıp hamurunuzu yerleştirin. Biraz ılınmış olan bademli karışımı hamurun üzerine eşit miktarda yayın. İki noktaya dikkat etmeniz gerekiyor 1) Karışım ne fazla sıcak ne de fazla soğuk olmalı;rahatça sürülebilecek kadar ılınmış olmalı. 2) Karışımı hamurun üzerine eşit miktarda yaymaya çalışın çünkü genellikle orta kısma daha fazla malzeme gelir ve bu da mayalı hamurun ortasının çökmesine neden olur. (Tüm bu püf noktalarını annemden öğrendiğimi itiraf etmeliyim)
Şimdi pastamızı önceden ısıttığımız fırında 200 derecede 20 dakika pişiriyoruz. Ama küçük fırınlarda üzerinin fazla kızarmamasına dikkat edin. Gerekiyorsa 10. dakikadan sonra üzerini bir pişirme kağıdı ya da alüminyum folyo ile kapatın.
Şimdi arasına dolduracağımız muhallebiyi hazırlayacağız: Nişastayı 4 kaşık süt ile karıştırın. Geri kalan sütü şeker ve vanilya şekeri ile kaynatın. Soğuk sütle karıştırdığınız Nişasta karışımını sürekli karıştırarak ilave edin ve bir taşım daha kaynatın. Altını kapatıp Tereyağını da çırparak ilave edin.
Fırından çıkan pasta biraz ılındıktan sonra pastayı enlemesine ikiye ayırın ve muhallebinizi arasına sürün. Şimdi üzerini tekrar kapatıp soğumasını bekleyin.
Bazı tariflerde bu pastanın üst kısmı çok kıtır olduğu ve zor kesileceği için üst kısmını önceden dilimleyi bu dilimleri pastanın üzerine koymanız tavsiye ediliyor ama biz öyle yapmadık. O nedenle dilmimizin ön tarafı biraz eğik duruyor:)

11 Ocak 2010

Erdem bey kurabiyeleri ve Helga'nın portakal reçeli


Rokka'nın açılışı, Yılbaşı telaşı derken Yeni yılın neredeyse 2 haftası geçti bile... Yılbaşı kutlaması için İstanbul'dan gelen Zeynep, Erdem ve Ege ile her zamanki gibi çok keyifli vakit geçirdik. Yılın ikinci günü bir kurabiye partisi yaptık ve bu sırada Erdem'den çıkan bir fikri biraz gecikmeli de olsa gerçekleştirebildim. Bu kurabiyelerin isim babası doğal olarak Erdem oldu. Erdem bey kurabiyelerinin özelliği içinde baharat olarak keçi boynuzu tozu olması.Keçiboynuzu, Kakao'ya benzeyen bir tadı olan ve gıda sektöründe kullanımı kakaoya göre çok daha avantajlı olan üstelik faydaları saymakla bitmeyecek bir malzeme. Pek çok öksürük şurubunda kullanılıyor ve balgam söktürücü, nefes açıcı özellikleri var. Hatta Kolestrol için bile iyi olduğu rivayet ediliyor. Eski zamanlarda afrodizyak gücü olduğuna da inanılırmış. Faydaları hakkında detaylı bilgi sahibi olmak isterseniz ibrahim saraçoğlu'nun sayfasından bilgi alabilirsiniz.
Kurabiyeler son derece gevrek, az şekerli ve kakao'yu andıran bir tatta oldular. Sunum için üzerine biraz pudra şekeri serptim. Yanına da bir kaşık Helga'nın Portakal reçelinden koydum. Bol sütlü bir kahve ile nefis oldu. Her ikisinin de tarifi burada:

Erdem Bey kurabiyeleri
Malzemeler
250 gr Un
2-3 tatlı kaşığı keçiboynuzu tozu (aktarlarda bulabilirsiniz)
75 gr şeker
125 gr Tereyağı (oda sıcaklığında)
1 yumurta (oda sıcaklığında)

Yağlı kağıt ya da tepsi için yağ

Üzerine serpmek için 1-2 çorba kaşığı pudra şekeri ve bir çay süzgeci.

Tarif
Hamur malzemelerinin tamamını mutfak robotunda ya da ellerinizle yoğurarak homojen bir hamur elde edin. Biraz dağılmaya meyilli bir hamur olacaktır. Bu sayede daha sonra gevrek çıtır çıtır kurabiyelerimiz olacak. Hamuru az unlu bir zemin üzerinde yaklaşık 0,5 cm inceliğinde açıp dilediğiniz bir kurabiye kalıbı ile kesin ve yağlı kağıt serilmiş fırın tepsilerine dizip önceden ısıtılmış fırında 175 derecede 10-12 dakika pişirin. Mutlaka bir saat kurmanızı tavsiye ederim çünkü hamurun esmer rengi kurabiyeler pişerken sizi yanıltabilir.

Kurabiyeler soğuduktan sonra iyi kapanan bir kutuya alıp birkaç hafta saklayabilirsiniz. Servisten önce üzerine biraz pudra şekeri serperseniz yanına da bir tatlı kaşığı Helga'nın portakal reçelinden koyarsanız müthiş oluyor.

Helga'nın Portakal reçeli
Malzemeler
1 kilo turunçgil meyve(Portakal, Greyfurt, Limon)
1 Kilo Toz şeker

Meyveleri bol su ve bir mutfak fırçası yardımı ile iyice yıkayıp su dolu bir tencereye bütün halinde atarak kaynatın.Kaynadıktan sonra altını kapatıp meyveleri sıcak suyun içinde bekletin yaklaşık 1,5 saat sonra turunçgillerin kabuklarındaki acılık suya geçmiş olacaktır. Eğer reçelde bu acı ama aromatik tadın olmasını hiç istemiyorsanız meyvelerin suyunu kaynadıktan sonra 2-3 kez döküp yeniden kaynatın. Eğer acılığın geçtiğinden emin olmak istiyorsanız bir meyvenin kabuğunun kenarından bir parça kesip deneyebilirsiniz. Meyveleri sudan çıkarıp suyu döktükten sonra meyvelerin biraz ılınmasını bekleyin ve meyvelerin tamamını ufak parçalar halinde doğrayıp mutfak robotu ya da blender yardımı ile turuncu renkli bir meyve püresi elde edin. Bu püreyi tencereye alıp üzerine şekeri ilave edin ve karıştırarak kaynatın. Tencerenin her yerinde kaynama başladığında saati 10 dakikaya kurun ve tam 10 dakika kısık ateşte kaynatmaya devam edin. Normal şartlarda bu reçel gerçektem de tam 10 dakikada pişiyor. Ama eğer kıvamından emin olamadıysanız reçelden bir damlayı buzdolabında soğuttuğunuz bir tabağın üzerine damlatın ve akışkanlığını kontrol edin. Uygun kıvama gelinceye kadar çok kısık ateşte kaynatmaya devam edebilirsiniz. Ama çok da fazla kaynatmayın!
Reçel henüz sıcakken önceden yıkayıp kaynattığınız kavanozlara doldurup metal kapaklarını kapatın ve kavanozları bir mutfak bezi yardımı ile (elinizi yakmayın benim gibi..) ters çevirerek ılınmasını bekleyin. Bu şekilde kapatılan kavanozlar adeta vakumlanmış gibi olacaktır.

24 Aralık 2009

ROKKA AÇILDI


Bugün blog yazılarıma başladığım günden beri ilk kez bir değişiklik yaparak herhangi bir tarifi paylaşmayacağım.. Aylardır tadilatı süren ROKKA Restaurant'ımız sonunda açıldı. Meze çeşitlerimiz konusunda iddialıyız.. Klasik çeşitlerin yanında her yerde yiyemeyeceğiniz farklı mezelerle de karşılaşacaksınız. Balık çeşitlerimizin yanında deniz ürünleri ile arası pek iyi olmayanlar için de seçeneklerimiz var..Pazar günü şehir dışına çıkmadan sakin, keyifli bir ortamda kahvaltı yapmak isteyenler için de ROKKAHVALTIMIZ var!
Bekleriz:)
ROKKA Restaurant
2035 sok. No:4 (Atakent Yüzme Havuzu altı) Atakent / İzmir
Telefon: 0232- 337 22 33
www.rokkarestaurant.com / www.rokka.biz

29 Kasım 2009

BAYRAM TATLISI - Vişne Pelteli Sakızlı Muhallebi


Herkese İyi Bayramlar!
Her ne kadar Bayram deyince hepimizin aklına baklava, kalburabastı filan gibi daha geleneksel tatlılar gelse de ben bu kez daha hafif bir tatlı denemesini sizlerle paylaşmak istiyorum. Sakızlı muhallebi ile vişneli pelte uyumu çok güzel oldu. Muhallebi ve vişne karışımını aslında pasta dolgusu olarak hazırlamıştım ama malzeme fazla gelince bir çay bardağına doldurup soğuttum. Voila! alternatif bir bayram tatlısı hazır oldu... Tatlıyı çay bardağında sunma fikrini çok sevdiğim yemek yazarlarından Arman Kırım'dan aldım. Bence çok hoş bir sunum oldu..
Malzemeler:

Muhallebi:
1/2 lt süt
1/2 su bardağı şeker
1 paket vanilya şekeri
1 çaykaşığı kadar dövülmüş sakız ya da 1 tatlı kaşığı dolusu sakız reçeli
1 kahve fincanı un (türk kahvesi fincanı)
1/2 kahve fincanı nişasta
125 ml taze krema (1/2 paket)

Vişne Peltesi:
250 gr dondurulmuş ya da taze (çekirdekleri çıkarılmış)Vişne
3-4 çorba kaşığı şeker
2 çorba kaşığı Nişasta
250 ml vişne suyu (bir küçük kutu meyvesuyu)

Önce muhallebiyi hazırlıyoruz. Bunun için nişasta ve unu karıştırıp küçük bir kaseye koyun. Üzerine 2-3 çorba kaşığı süt koyup ezerek karıştırın. Kalan sütü şeker ile beraber kaynatıp ateşten indirin. Nişasta-un karışımını ekleyip kıvamlı bir hale gelinceye kadar kaynatın. Son olarak kremayı ve damla sakızlarını ya da reçelini ilave edip bir taşım daha kaynatıp ocaktan indirin. kadehlere ya da alternatif olarak çay bardaklarına muhallebinizi paylaştırın ama üzerinde pelte için boşluk bırakmayı ihmal etmeyin.
Sakızlı muhallebi soğurken Pelte için aynı şekilde nişastayı 1-2 çorba kaşığı vişne suyu ile ezerek karıştırın. Vişneleri meyve suyu ve şeker ile kaynatıp ocaktan indirin. Nişasta karışımını ekleyip güzelce karıştırdıktan sonra tekrar kaynatın. Normal şartlarda birkaç dakika kaynadıktan sonra kıvamlanması gerekir. Fazla sulu olduysa biraz daha nişasta ezip ekleyerak ya da fazla katı olduysa biraz daha meyve suyu ekleyerek kıvamını tutturabilirsiniz. Pelte sıcakken epey akışkan bir kıvama sahip olmalı... Soğuyunca sertleşecektir.
Afiyet olsun..

25 Ekim 2009

HAVUÇLU KEK


Evet biraz geç oldu ama biz de sonunda "Issız adam" ı seyrettik. Eh Issız Adam'ı seyredip de Havuçlu kek yapmadan olmaz tabii.. Yıllar önce bir kez yapmıştım sanırım ama sonra bir daha yapmamıştım.. Elimdeki tarifleri inceledikten sonra aşağıda göreceğiniz tarifi harmanladım. İçinde hiç yağ olmaması sizi şaşırtmasın içindeki havuçların verdiği nem sayesinde yumuşacık bir kek oluyor. Ama her kekte olduğu gibi şeker ve yumurtayı çırpma aşamasında mikserinizi epey bir kullanmanız gerekiyor. Ne kadar güzel köpürtürseniz o kadar yumuşak bir kekiniz olacak. Miktarları her zamanki gibi gr cinsinden yazıyorum. Bu konuda benden nefret edenler var ama İkea'da çok ucuza mutfak tartıları bulabilirsiniz. Pasta veya kek yapmayı azıcık seviyorsanız şu mutfak tartılarından bir tane edinmelisiniz:)
Bu tarifle yapılan kek miktarı büyük boy bir kutu kabı için uygun ölçüde. Eğer çırpma olayını yeterince uzatmış ve unlu karışımı katarken gerekenden fazla karıştırmadıysanız bu kek bir miktar kabaracaktır. O nedenle fırın kabınızın sadece 2/3'üne hamur doldurun. Daha da hamur artarsa bir küçük kaseye yada başka küçük bir kalıba bir mini kek yapıverin. Ama: kalıbınızın dibini çok iyi yağlayın ya da daha iyisi yağlı kağıt kullanın.. Bu kekin biraz tabana yapışma özelliği var. Aynı nedenle keki kalıptan çıkarmadan önce biraz soğumasını bekleyin. Bir de yaptığınız mini kekin pişme süresi büyük keke göre daha çabuk olacaktır. Büyük boy kek için 35-45 dak gerekirken mini kek için 20-25 dak. yeterli olacaktır. Kekin pişip pişmediğini tahta bir çubuk(ben çöp şiş çubuğu kullanıyorum) kullanarak anlayabilirsiniz. Çubuğu kekin içine saplayıp çıkarın. Çubuğun üzerinde halen çiğ hamur kalıntıları varsa daha pişmesi gerek demektir. Çubuk kekin içinden temiz çıkıyorsa pişmiş demektir.(Çocukken annemden öğrenmiştim)

ISSIZ ADAM KEKİ
Malzemeler:
5 Yumurta
250 gr Şeker
1 paket vanilya şekeri
1 büyük havuç rendesi(yaklaşık 150 gr)
100 gr iri dövülmüş ceviz
200 gr un
1 tatlı kaşığı tarçın (isteğe göre arttırabilir ya da hiç kullanmayabilirsiniz)
1 paket kabartma tozu

Üzerine serpmek için pudra şekeri

Tarif
Unu, tarçın ve kabartma tozunu bir kaba eleyin. Havuç ve cevizi de bir kapta karıştırıp hazırlayın. Yumurta, şeker ve pudra şekerini mikser ile önce düşük sonra en yüksek devirde en az 5 dakika çırpın. Havuç ve cevizi ilave edip düşük devirde şöyle bir karıştırın. Un karışımını da ekleyip bir tahta kaşık ya da spatula yardımı ile hamura yedirin ama dikkat: bu aşamada fazla hızlı karıştırmayın yoksa biraz önce yumurtaları çırparken elde ettiğiniz köpükler söner ve kekiniz sönük ve sert olur. Hamurunuzu yağlanmış ya da yağlı kağıt serilmiş fırın kabınıza döküp. 175 derecelik fırında kabınızın büyüklüğüne göre 20-25 ya da 35-45 dak. pişirin. Yukarıda bahsettiğim yöntem ile arada pişip pişmediğini kontrol edin. Tarçınlı bir kek olduğundan üzeri daha çabuk kızaracaktır görüntüsüne aldanmayın!
Kek piştikten sonra acele edip hemen kabından çıkarmayın lütfen yoksa benim ilk seferde başıma geldiği gibi kekinizin yarısı kabın içinde kalabilir. Biraz ılındıktan sonra dikkatlice çıkartabilirsiniz. Ama lütfen nazik davranın çünkü yağ içermeyen pandispanya cinsi bir kek olduğundan çok yumuşak olacaktır.
Kekin üzerine soğuduktan sonra bir çay süzgeci yardımı ile pudra şekeri serpebilirsiniz.
Afiyet olsun..